Tevhid ne demek?

Tevhid birlemek demektir. Allah'tan başka ilah olmadığına inanmak demektir. Bu da La ilahe illallah sözleriyle ispat edilmiş olur.

Bir kişi La ilahe illallah vehdehu la Şerike leh Lehül mülkü ve lehül hamdu vehuve ala külli şeyin kadir(Allah tan başka Mabud yoktur. O bir olan Allah;tır. Ortağı yoktur. mülk ancak onundur. Hamd ancak ona mahsustur. O her şeye Hakkıyla kadirdir) dese, diliyle Tevhid etmiş olabilir. Fakat bu ifadeyi kullandığı halde kalbi bundan gafilse, lafzı ve taklidi bir Tevhid olur.

Allah;ın bu mukayyet olan aleme (hadisata) tecellisi 3 yüzüyle olup efal, sıfat ve Zat yüzlerini idrak ederek; bütün zerreden kürreye kadar her varlıkta fiil ve işlerin failinin Allahın olduğunu, bütün sıfatların mevsufunun (sabit sıfatların) Allahın olduğunu, bütün mevcudun Allahın olduğunu, (Allah vacibul vücuttur) bilir ve şuhut ederse Tevhid etmiş olur.

Tarihsel köken

Eski mısırda Firavun Akineton veya Aton tarafından tek tanrıcılığın başlatıldığına, Musa'nın tektanrıcılık inancını buradan alarak geliştirdiğine inanılır. Sümerlerde ise eskiden ayrı ayrı birer tanrı ismi olarak gözüken isimler zamanla Marduk'un ismi olarak anılmaya başlanmış ve böylece tektanrıcılığa giden yolda ilerlenmiştir.

Bu şekilde Marduk 50 kadar ismi kendi üzeinde toplamıştır. Muazzez İlmiye çığ aynı eğilimin Allah’ın isimleri konusunda da yaşandığını söyler ve bir araştırmacının Ahad ve Samet isimlerinin Allah’a atfedilmesi konusundaki analizini aktarır. Aynı değerlendirme arapça dışından gelen Rahman, Aziz ve Hüda isimleri için de yapılabilir.

Rububiyyet tevhidi

Allahu Teala'nın yaratan, sahip olan, öldüren, yaşatan, dirilten, rızıklandıran, yöneten, fayda ve zarar veren, dualara icabet eden, kaza ve kaderi takdir eden olduğuna inanmaktır. Rasulullah'ın (s.a.v.) dönemindeki müşrikler tevhidin bu türünü kabul ediyorlardı. Fakat bu, onların İslam'a girmeleri için yeterli değildi. Maalesef bugünkü insanların durumu da bundan farklı değildir.

Uluhiyyet tevhidi

İbadetin yalnızca Allah'ın (c.c.) hakkı olduğuna inanmaktır. Hiçbir ibadeti az dahi olsa Allah'tan (c.c.) başkasına yapmamaktır. Yasama yetkisini de sadece ve sadece Allah (cc)'a ait kılmaktır. Rasulullah'ın (s.a.v.) dönemindeki müşrikler tevhidin bu türünü kabul etmiyorlardı.

İsim ve sıfat tevhidi

Allah'ın (c.c.) kendini Kur'an'da vasfettiği, Rasulullah'ın (s.a.v.) sahih sünnetlerinde bizlere açıkladığı üzere, bütün noksanlıklardan uzak, yani kemal sıfatlara sahip olduğuna, mahlukata benzemediğine inanıp, bu isim ve sıfatları artırmadan, azaltmadan, saptırmadan, sapık tevillerle tevil etmeden, iptal etmeksizin, örnek ve nasıllık vermeksizin ve mahiyetini araştırmaksızın olduğu gibi kabul etmektir. Allah'ın (c.c.) sıfatları zatının mahiyetine bağlıdır. Bizler Allah'ın (c.c.) zatının mahiyetini idrak edemeyeceğimiz için, bu konuda soru sormak doğru değildir.

Bir kişi tevhidin bu üç türüne de iman etmedikçe mü'min olamaz. Tevhide inananların sayısı azdır. İnsanların çoğu Allah'a (c.c.) ortak koşarak inanırlar. Bir davaya inananların az olması onun yanlış olduğunu göstermez. Öyle rasuller vardır ki hiç ümmeti yoktur. Nuh (a.s.) 950 yıl tebliğ yapmasına rağmen çok az kimse iman etmişti. Bu yüzden tevhid ehlinin üzülmemesi gerekir, hidayet yalnızca Allah'a (c.c.) aittir.

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç